SON DAKİKA HABERLER: İsrail medyası 'tehdit altındayız' diyerek duyurdu! 'En büyük sınavımız, Türk Koridoru'na karşı gecikmiş yama'

697326f46c6fd87cdd132347.jpg

MİLLİYET.COM.TR / İsrail basınından Maariv’de yayımlanan İsrailli güvenlik uzmanı Dr. Anat Hochberg-Marom imzalı analizde, son dönemde Türkiye ile Suudi Arabistan arasında hızla derinleşen ilişkilerin, Orta Doğu’dan Afrika ve Asya’ya uzanan yeni bir bölgesel güç ekseni yarattığı vurgulandı.

‘MANEVRA ALANINI DARALTAN TEHDİT’

Hochberg-Marom’a göre bu eksen, İsrail açısından yalnızca diplomatik değil; güvenlik, enerji ve jeopolitik manevra alanını daraltan yapısal bir tehdit anlamına geliyor.

Analizde, Washington ile Ankara arasındaki ilişkilerin yeniden ısınması ve Türkiye ile Suudi Arabistan arasında gelişen askeri-güvenlik iş birliğinin, İsrail’de ciddi bir endişe kaynağı olarak görüldüğüne dikkat çekildi.

‘TEL AVİV’DEKİ KAYGININ ASIL NEDENİ’

İsrailli uzman “Türkiye’nin Suriye’de nüfuzunu artırması, Irak, Ürdün ve Lübnan’la güvenlik bağlarını güçlendirmesi ve nükleer kapasiteye sahip Pakistan ile Suudi Arabistan arasında Eylül 2025’te imzalanması planlanan NATO benzeri güvenlik anlaşmasına dahil olma arayışı, Tel Aviv’in kaygısını derinleştiren başlıca unsurlar arasında yer alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘ORTA DOĞU’DA YENİ EKSEN’

Hochberg-Marom, bu adımların tesadüfi olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen gerçekçi ve pragmatik bir stratejinin parçası olduğunu belirterek “Ankara, Riyad ile yakın koordinasyonu sayesinde; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kızıldeniz’i birbirine bağlayan merkezi bir bölgesel eksen kurmayı hedefliyor” dedi.

6973262b6c6fd87cdd132343.jpg


‘GÜÇLÜ BİR BÖLGESEL AKTÖR’

Analizde, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Pakistan ve Mısır ile kurduğu çok katmanlı ilişkilerin; Ankara’nın askeri, ekonomik ve ideolojik etkisini geniş bir coğrafyada derinleştirdiği vurgulanırken “Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’dan Balkanlar, Orta Asya ve Kafkasya’ya kadar uzanan çok sayıda kriz sahasında eş zamanlı ve aktif şekilde hareket edebilen, güçlü bir bölgesel aktör konumuna yükselmiş durumda” yorumunda bulunuldu.

‘İSRAİL ZORLAYICI BİR TABLO İLE KARŞI KARŞIYA’

Bu süreçte şekillendiğini iddia ettiği Müslüman Ekseni’nin İsrail’in İran, Gazze, Suriye ve bölgesel enerji-güvenlik düzenlemeleri başta olmak üzere temel dosyalardaki hareket alanını kademeli olarak daralttığına dikkat çeken Hochberg-Marom “Güvenlik ve istikrarı demokratik değerlerin önüne koyan bu yeni yaklaşım, Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını artırırken İsrail’i son derece karmaşık ve zorlayıcı bir stratejik tabloyla karşı karşıya bırakıyor” ifadelerini kullandı.

‘TEL AVİV’İ ZAYIFLATAN 3 UNSUR’

Hochberg-Marom’a göre, Suriye ve genel olarak Orta Doğu’daki doğrudan Amerikan askeri varlığının azalması, Gazze’de güvenlik sorumluluğunun uluslararası aktörlere devredilmesi ve İran’ın kademeli zayıflaması gibi üç temel gelişme, Türkiye’nin İsrail’e karşı caydırıcılığını güçlendiriyor.

İsrailli uzman “NATO üyesi, ittifakın ikinci büyük ordusuna sahip, operasyonel tecrübesi ve gelişmiş savunma sanayisiyle Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’la şekillenen yeni stratejik ittifaka doğal bir uyum sağlıyor” dedi.

Analizde ayrıca, Türkiye’nin AB üyelik süreci, BRICS’e adaylığı ve Rusya ile Çin’le hızla artan ekonomik ilişkilerinin; Ankara’nın Batı’ya bağımlılığı azaltma yönündeki çok kutuplu dış politika tercihini yansıttığına işaret edildi.

6973266b6c6fd87cdd132345.jpg


‘TÜRK KORİDORU’NA KARŞI GECİKMİŞ YAMA’

Hochberg-Marom, Türk-Suudi iş birliğinin yalnızca güvenlik alanıyla sınırlı kalmadığını, enerji ve lojistik boyutuyla “Türk Koridoru” olarak tanımlanan yeni bir jeoekonomik hattı güçlendirdiğini vurguladı. Körfez’i Avrupa’ya bağlayan bu koridorun; Suriye üzerinden geçmesi planlanan doğalgaz, elektrik ve ticaret yollarıyla, İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden kurgulanan mevcut rotalara kıyasla daha kısa, daha ucuz ve daha doğrudan bir alternatif sunduğunu ifade ederek “Bu durumun, İsrail’in enerji ve transit merkez olma iddiasını zayıflatabilir” dedi.

Öte yandan Hochberg-Marom, bu tablo karşısında İsrail’in Atina ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu hattın stratejik bir atılımdan çok, Türk Koridoru’na karşı geliştirilen gecikmiş bir “yama” olduğuna dikkat çekerken “Yunanistan–GKRY ekseni, Tel Aviv’e sınırlı ve geçici bir nefes alanı sunsa da, Ankara merkezli bölgesel yeniden yapılanmayı durdurabilecek kapasiteden uzak. Bu yönelim, Türkiye’nin Avrupa’ya uzanan enerji ve transit hatları üzerindeki artan etkisinin İsrail’de yarattığı stratejik sıkışmayı açıkça yansıtıyor” yorumunda bulundu.

‘İSRAİL’İN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK SINAV’


Son olarak Hochberg-Marom’a göre İsrail’in önündeki en büyük sınav, bu yeni jeopolitik tabloda haritayı doğru okumak ve refleksif adımlar yerine proaktif, esnek bir strateji geliştirmek. Aksi halde İsrailli uzman, Türkiye merkezli bu yeni eksenin kalıcı hale gelmesiyle birlikte İsrail’in bölgesel ağırlığının daha da aşınabileceği uyarısında bulundu.

Gram altında sert yükseliş sonrası yeni tahmin! İşte tarihi rekorun 3 ana nedeni
Orta Doğu’da sessiz hazırlık: ABD’den gizli üsse kritik konuşlandırma! 'Büyük güç İran'a ilerliyor'
Gazze’de 71 bin cesedin üstüne gökdelen! Önce yıktılar, şimdi satıyorlar: ABD'den insanlığı silen rant planı
 
Geri
Üst