Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail keyfî sebeplerle Mescid-i Aksa’yı Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor

Magazin

Moderator
69b9773ec202702b6e294a13.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gazeteci ve yazarlarla iftar programında bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları...

Filistin başta olmak üzere çatışma bölgelerinde zor bir görevi icra ederken can veren tüm medya mensuplarını şükranla iade ediyorum. Bilhassa İsrail’in Gazze’deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemal-i hürmetle anıyorum.

İftarımıza iştirak eden siz değerli konuklarımıza teşekkür ediyor, bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımıza tebriklerimi iletiyor, buluşmamızın basın camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Gazeteciler toplumun hafızasıdır. Yaşadığımız çağın izlerini geleceğe taşıyorsunuz.

"GÜÇLÜ TOPLUM, SAĞLIKLI BİLGİ AKIŞIYLA MÜMKÜNDÜR"

Tüm bunların yanında, çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor; haberin kaynağına iniyor, en objektif ve en güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz.

Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde, kimi zaman da en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz. Bunun için her birinize, şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor; çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

"ENFORMASYON AKIŞININ HİÇ OLMADIĞI KADAR HIZLANDIĞI DÖNEMDEYİZ"

Değerli arkadaşlar, güçlü bir toplum yapısı ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkündür. Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hâle geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük, bu anlamda son derece mühim ve kritiktir.

Sizler çok daha yakından tecrübe ediyorsunuz: Bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız, aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı, yapay ve maksatlı içeriklerin de yayılmasını kolaylaştırmakta; teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçebilmektedir.

Bizde sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır: Doğru, dünyayı üç kez dolaşır. Ne yazık ki bugün “hakikat ötesi çağ” adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Tüm dünyanın çözüm aradığı bir tehdide dönüşmüş durumda

Tabii bizler devlet olarak gerek İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Fakat bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere de önemli görevler düşüyor.

Burada, Nizamülmülk’e atfedilen bir sözü siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz; bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir.

Değerli dostlarım, mesele bizim için işte bu kadar açık ve nettir. Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla, milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir.

Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini, Türkiye’nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum.

Şunun da altını çizmek istiyorum: Her cephede adeta bir hakikat savaşı verdiğimiz bu dönemde medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen küresel sistemin tarihî bir kırılma yaşadığı bugünlerde gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor.

Bakınız, şu an bölgemizde İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklardan göç etmeye zorlanıyor. İsrail, tamamen keyfî sebeplerle, hiçbir yetkisi olmadığı hâlde ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı on yedi gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor.

Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. Saldırılarla eş zamanlı olarak “vadedilmiş topraklar” hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir.

Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın, bu cinnet hâlinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir.
 
Geri
Üst