Cumhurbaşkanı Erdoğan: Her türlü tehdide hazırlıklıyız

Teknoloji

Moderator
69b42900a77c1ee03e7bcf08.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da 10. Milli İrade İftar Programı'na katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları...

Baharın yavaş yavaş yüzünü gösterdiği bu güzel İstanbul akşamında, gönüllü teşekküllerimizin siz kıymetli temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti evvel emirde belirtmek istiyorum.

Bu anlamlı birlikteliğe vesile olan, bugün burada gönüllerimizi buluşturan, bizleri bir araya getirmek suretiyle hasret gidermemize katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Her birinize iftarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle Millî İrade Platformu’nun tüm üyelerinin mübarek Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor; bu kutlu ay içinde Allah rızası için tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz ibadetlerin, ülkemizde ve dünyanın farklı köşelerinde yaptığınız hayır ve hasenatın kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

"İSLAM COĞRAFYASI ACIYLA, GÖZYAŞIYLA ANILIYOR"

Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla, gözyaşıyla, çatışmalarla ve savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor.

İlginizi Çekebilir

72 bin şehit verdiğimiz Gazze ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, buna bir de İsrail’in Batı Şeria’daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi.

10 Ekim’den bu yana Gazze’de şehit edilenlerin sayısı 640’ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, çocuklarımız; ya füzelerin, ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor.
Komşumuz İran’dan Yemen’e, Sudan’dan Somali’ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar?

Henüz altı yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın, soruyorum, tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur?

"ÜZÜCÜ OLAN DÜNYANIN BU TABLOYA SESSİZ KALMASI"

Daha üzücü olan, bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriye’de 13,5 yıl süren zulümde bunu gördük. Somali’de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı’da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsa’da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde, hem de çok acı bir şekilde gördük.

Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi.

Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi ve cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında; coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse kimse çıkmadı.

Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli ve Suriyeli çocuğun dramı, sanal âlemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi.

Çok değerli kardeşlerim, vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz.

Bugün Türkiye’nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin’den Arakan’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde biz tüm imkânlarımızla varız.

Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin ve öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız. Gazze’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlindeyiz.

Burada şu hususu da önemle vurgulamak durumundayım: Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi… “Müminler bir binanın tuğlaları gibidir.” hükmünde olduğu gibi, birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem elleri kırabiliriz.

Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce yayımladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Mesafe koymadık, inşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.

"HER TÜRLÜ TEHDİDE YÖNELİK ÖNLEME FAALİYETLERİNDE BULUNUYORUZ"

Bilhassa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliğimizi güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyacımız var. Bakınız, biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor; hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz.

Yine bu süreçte, dün gece olduğu gibi, hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye’nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükümetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi; çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama ve bunlara doğru, ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur.

Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran’a yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum.

Bizden öncekilerin büyük bir fedakârlıkla, uğruna ağır bedeller ödeyerek surda açtığı gediği büyütmek için biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz.Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, insicamlı ve daha görünür olması gerekiyor. Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkânları değil, samimiyetleri ve gayretleridir.

Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşaalı imkânlarımız değil; dik duruşumuz, tavrımız ve ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkânları samimiyetle harmanladığımız sürece hedeflerimize vasıl olabiliriz.

"İLBER ORTAYLI HOCAMIZA ALLAH'TAN RAHMETLER NİYAZ EDİYORUM"

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bugün vefat haberini almaktan büyük üzüntü duyduğum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Cenâb-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Entelektüel kişiliği, engin bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısına ve sevgisine mazhar olan merhum hocamızın ailesine ve öğrencilerine de burada başsağlığı diliyorum.

İlber Ortaylı hayatını kaybetti
Savaşın 14'üncü günü! Savaş ABD için çıkmaza mı girdi? '2 bin 500 deniz piyadesi Orta Doğu'ya gidiyor' iddiası
 
Geri
Üst